Metindeki bilgilere göre, bir bakanın yeni sistemde (2017 sonrası) ceza sorumluluğuna ilişkin usulün, 4483 sayılı Kanun'dan farklı ve özel olarak düzenlenmiş olması, onun 'diğer kamu görevlisi' sayılıp sayılmaması tartışmasını nasıl etkilemektedir?
Bu durum, bakanların 'diğer kamu görevlisi' sayılmaması gerektiğini savunan ikinci görüşün temel argümanlarından biridir. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, memurlar ve diğer kamu görevlileri için genel bir soruşturma izni ve yargılama usulü düzenler. Ancak Anayasa m. 106, bakanların görevleriyle ilgili suçları için TBMM soruşturması, görevleriyle ilgili olmayan suçları için ise yasama dokunulmazlığına ilişkin genel hükümlerin uygulanması gibi tamamen özel ve farklı bir usul öngörmektedir. Metindeki görüşe göre, eğer bakanlar sıradan bir 'kamu görevlisi' olsaydı, onlar için Anayasa'da bu kadar ayrıntılı ve özel bir ceza sorumluluğu rejimi düzenlenmesine gerek kalmaz, 4483 sayılı Kanun'a tabi olurlardı. Bu özel hukuki statü, onların 'yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri' tanımının dışında kaldıklarını göstermektedir.