CMK m. 134/2'de belirtilen 'şifrenin çözülememesi' nedeniyle bilişim cihazına elkonulması durumunda, şifrenin çözümü için şüphelinin zorlanması veya yardımına başvurulması, 'nemo tenetur seipsum accusare' (kimsenin kendini suçlamaya zorlanamaması) ilkesi açısından nasıl bir sorun teşkil eder?
Bu durum, 'nemo tenetur' ilkesi açısından ciddi bir sorun teşkil eder. Bu ilke, şüphelinin kendi aleyhine delil sağlamaya veya suç ikrarında bulunmaya zorlanamamasını güvence altına alır. Bir bilişim cihazının şifresi, şüphelinin zihnindeki bir bilgidir. Şüpheliden bu şifreyi vermesini istemek, onu aktif bir davranışla kendi aleyhine olabilecek delillerin ortaya çıkarılmasına katkıda bulunmaya zorlamak anlamına gelir. Bu, susma hakkının ve nemo tenetur ilkesinin ihlalidir. Bu nedenle, soruşturma makamları şüpheliyi şifreyi vermeye zorlayamaz. Şifrenin, şüphelinin yardımı olmadan, teknik yöntemlerle (kaba kuvvet saldırısı, adli bilişim araçları vb.) kırılması gerekir. Şüphelinin rızasıyla şifreyi vermesi mümkündür, ancak bu rızanın özgür iradeye dayandığından ve herhangi bir baskı altında verilmediğinden emin olunmalıdır.