Terörizmin finansmanı suçunda 'bilerek ve isteyerek' (doğrudan kast) unsurunun aranması, 'olası kast' ile bu suçun işlenemeyeceği anlamına gelir. Bu iki kast türü arasındaki farkı, bir terör örgütüne para yardımı yapan bir kişinin durumu üzerinden örnekleyerek açıklayınız.
Doğrudan kast, failin suçun kanuni tanımındaki unsurları bilmesi ve sonucun gerçekleşmesini istemesidir. Olası kast ise, failin, eyleminin kanuni tanıma uyan bir neticeyi doğurabileceğini öngörmesine rağmen, 'olursa olsun' diyerek eylemi gerçekleştirmesidir. Terörizmin finansmanı suçu için doğrudan kast aranır. Örnek: Bir kişi, bir derneğe bağış yaparken, bu paranın doğrudan PKK'ya aktarılacağını ve terör eylemlerinde kullanılacağını biliyor ve bu sonucu isteyerek bağışı yapıyorsa, burada 'doğrudan kast' vardır ve suç oluşur. Ancak, aynı kişi, yardım ettiği derneğin yöneticilerinin terör örgütüyle bağlantılı olduğuna dair şüpheleri olmasına ve paranın örgüte gidebileceğini öngörmesine rağmen, 'benim amacım sadece insani yardım, gerisi beni ilgilendirmez, giderse de gitsin' diyerek parayı verirse, burada 'olası kast' söz konusudur. Kanun 'bilerek ve isteyerek' ifadesiyle doğrudan kast aradığı için, bu ikinci durumda terörizmin finansmanı suçu oluşmaz.