Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2014/15524 K. sayılı kararında, bilirkişi raporunun 'başka dosyalarda sunulan belgelere' dayanılarak hazırlanması neden bozma sebebi sayılmıştır? Bu durum, HMK m. 279 ve delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesi açısından nasıl bir ihlal teşkil eder?
Anılan Yargıtay kararında, bilirkişinin raporunu, görülmekte olan dava dosyasında bulunmayan, başka bir davada sunulmuş toplu iş sözleşmelerini inceleyerek düzenlediği belirtilmiştir. Bu durum, birden fazla ilkenin ihlaline yol açar. Öncelikle, HMK m. 279'a göre rapor, denetime elverişli olmalı ve dayandığı bilgi ve belgeleri açıkça göstermelidir. Raporda atıf yapılan belgelerin dosyada mevcut olmaması bu denetimi imkansız kılar. İkinci olarak, bu durum 'delillerin doğrudan doğruyalığı' (çelişmeli yargılama) ilkesine aykırıdır. Tarafların, dosyada bulunmayan ve görmedikleri bir delile karşı beyanda bulunma veya itiraz etme hakkı ortadan kalkar. Mahkemenin, hükmünü ancak duruşmaya getirilmiş ve taraflarca tartışılmış delillere dayandırabilmesi (CMK m.217 benzeri bir ilke) gerekirken, dosyaya girmemiş bir belgeye dayalı raporu esas alması hukuka aykırıdır. Bu nedenle mahkemece, anılan toplu iş sözleşmeleri celp edilerek, denetime elverişli yeni bir rapor alınması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.