Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 12.10.2021 tarihli, 2021/19978E. sayılı kararında, açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun nitelikli dolandırıcılık suçu ile birlikte işlendiği bir olayda mahkemenin suç vasfını bölerek iki ayrı hüküm kurması neden bozma sebebi sayılmıştır? Bu durum suçların içtimai kuralları açısından nasıl değerlendirilmelidir?
Anılan Yargıtay kararında mahkeme, sanığın eylemini hem açığa atılan imzanın kötüye kullanılması (TCK m. 209/1) hem de nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-d) olarak kabul etmiş, ilk suçtan mahkumiyet, ikinci suçtan beraat kararı vermiştir. Yargıtay, bu durumu 'suç vasfını ikiye bölerek aynı eyleme ilişkin ... hüküm kurulması suretiyle hükümsüzlüğe neden olunması' olarak nitelemiş ve bozma sebebi saymıştır. Bu durum, suçların içtimai kurallarından fikri içtima (TCK m. 44) ile ilgilidir. Sanığın tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşumuna sebebiyet verdiği durumlarda, en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesi gerekir. Mahkemenin tek bir eylemi iki ayrı suça bölerek birinden mahkumiyet, diğerinden beraat vermesi, hem fikri içtima kuralına aykırıdır hem de çelişkili bir hüküm ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle karar bozulmuştur.