CGK'nın 2017/4839 E. sayılı kararında, başka bir şahsın örgüte teslim edilmek üzere yatırdığı parayı bankadan çekip örgüt üyesine teslim etme eylemi, 'terörizmin finansmanı' değil, 'silahlı terör örgütüne yardım' suçu olarak nitelendirilmiştir. Bu karardaki ayrımın temel mantığı nedir? Paranın kendisi 'fon' değil midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101066

Bu karardaki ayrımın temel mantığı, failin eyleminin 'fon sağlama' veya 'fon toplama' niteliğinde olup olmadığına ilişkindir. Evet, paranın kendisi bir 'fon'dur. Ancak terörizmin finansmanı suçunun oluşması için failin bu fonu 'sağlaması' (kendi malvarlığından vermesi) veya 'toplaması' (üçüncü kişilerden temin edip aracılık etmesi) gerekir. CGK'nın 2017/4839 sayılı kararındaki olayda sanık, ne kendi cebinden para vermekte ne de başkalarından para toplayarak örgüte aktarmaktadır. Sanığın rolü, zaten örgüt için yatırılmış ve örgütün malvarlığına dahil olmuş bir paranın bir noktadan diğerine taşınmasında 'kuryelik' veya 'nakil' işlevi görmektir. Örgütün kendi parasının, örgüt içindeki bir transferine yardımcı olmaktadır. Bu eylem, yeni bir fonun örgüte kazandırılması anlamına gelmediği için, 'fon sağlama' veya 'fon toplama' olarak nitelendirilmemiştir. Bu nedenle Yargıtay, bu eylemi, fon niteliği taşımayan diğer yardımlar gibi (örneğin militan taşıma, lojistik destek), genel nitelikteki 'silahlı terör örgütüne yardım' suçu kapsamında değerlendirmiştir. Ayrım, yeni bir fonun örgüte kazandırılıp kazandırılmadığı noktasında yapılmaktadır.