Bir kavga sırasında, kasten yaralama eylemiyle birlikte söylenen tehdit içerikli sözler (örneğin 'seni öldüreceğim') her zaman müstakil bir tehdit suçu oluşturur mu? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2024/6175 E. sayılı kararında benimsediği 'yaralama eyleminin irade açıklaması' kavramı ne anlama gelmektedir ve bu durumda suçların içtiması nasıl çözümlenir?
Hayır, kasten yaralama eylemi sırasında söylenen tehdit içerikli sözler her zaman müstakil bir tehdit suçu (TCK m. 106) oluşturmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında ve soruda atıf yapılan Yargıtay 6. Ceza Dairesi kararında da belirtildiği gibi, bu tür sözlerin, devam eden yaralama eyleminin bir parçası mı, yoksa ondan bağımsız, geleceğe yönelik ayrı bir kötülük bildiren bir eylem mi olduğu değerlendirilmelidir. 'Yaralama eyleminin irade açıklaması' kavramı, söylenen sözlerin, o anki yaralama fiilinin şiddetini ve kastın yoğunluğunu göstermeye yönelik, fiile dahil bir ifade olduğu anlamına gelir. Yani, failin 'seni öldüreceğim' demesi, o anki darp eylemini daha şiddetli yapma arzusunu ve kızgınlığını yansıtan, fiilin bir parçası olan bir söz olarak kabul edilir. Bu durumda, tehdit, kasten yaralama suçunun içinde erir ve 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi veya fikri içtima (TCK m. 44) gereği, faile sadece daha ağır olan kasten yaralama suçundan ceza verilir. Tehdit suçundan ayrıca ceza verilmesi, aynı fiilin bir parçası için kişinin iki kez cezalandırılması anlamına gelir ve hukuka aykırıdır. Ancak, yaralama eylemi bittikten sonra, failin mağdura yönelik, gelecekte gerçekleştireceği ayrı ve yeni bir saldırıdan (örneğin 'buradan çıkınca aileni de bulacağım') bahsetmesi durumunda, bu sözler artık yaralama eyleminin bir parçası değil, müstakil bir tehdit suçu oluşturur ve gerçek içtima kuralları gereği her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilir.