TCK m. 106/2'de sayılan tehdit suçunun nitelikli halleri, suçun hangi unsuru üzerindeki etkileri nedeniyle daha ağır bir cezayı gerektirmektedir? 'Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak' işlenme hali (m. 106/2-d), failin o örgüte üye olmasını gerektirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101049

TCK m. 106/2'de sayılan nitelikli haller (silahla, kendini tanınmaz hale koyarak, birden fazla kişiyle, örgüt gücünden yararlanarak), tehdidin mağdur üzerindeki 'korkutuculuk gücünü', 'ciddiyetini' ve 'yoğunluğunu' artırarak, mağdurun iradesi üzerindeki baskıyı ve iç huzuruna yönelik saldırıyı daha vahim hale getirmeleri nedeniyle daha ağır bir cezayı gerektirmektedir. Bu haller, tehdidin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğu algısını yaratarak mağdurun direncini kırar ve onu daha savunmasız bırakır. 'Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak' tehdit suçunun işlenmesi hali (m. 106/2-d), failin o örgüte üye olmasını gerektirmez. Maddede aranan, failin bizzat örgüt üyesi olması değil, mağduru korkutmak amacıyla o örgütün toplumda bilinen korkutucu gücünü bir araç olarak kullanmasıdır. Fail, 'X örgütü adına konuşuyorum' diyerek veya örgütle bağlantılı olduğu izlenimini yaratarak tehditte bulunduğunda, mağdurun zihninde bireysel bir tehditten çok daha büyük bir tehlike algısı yaratır. Burada önemli olan, failin bu korkutucu imajdan faydalanma kastıdır. Failin gerçekte örgütle bir bağı olup olmaması veya örgütün var olup olmaması ('var sayılan' ifadesi bunu karşılar) suçun bu nitelikli halinin oluşumunu etkilemez. Eğer fail aynı zamanda örgüt üyesiyse, hem bu nitelikli tehdit suçundan hem de ayrıca örgüt üyeliğinden (TCK 314 veya 220) cezalandırılabilir.