5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun m. 23, özel güvenlik görevlilerinin görevleriyle bağlantılı işledikleri suçlardan 'kamu görevlisi gibi' cezalandırılacağını belirtir. Adliye girişinde, Avukatlık Kanunu m. 58'e aykırı olarak bir avukatı veya çantasını aramaya zorlayan bir özel güvenlik görevlisinin eylemi, TCK açısından nasıl nitelendirilir? 'Amirin emrini yerine getirme' (TCK m. 24) bu durumda bir hukuka uygunluk nedeni sayılabilir mi?
5188 sayılı Kanun m. 23 gereği, görevini yaparken suç işleyen özel güvenlik görevlisi, 'kamu görevlisi' gibi sorumludur. Avukatlık Kanunu m. 58'in açık hükmüne rağmen bir avukatı veya çantasını aramaya zorlayan özel güvenlik görevlisinin eylemi, TCK m. 120'de düzenlenen 'Haksız Arama' suçunu oluşturur. Bu suçun unsurları, hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını aramaktır. Avukatlık Kanunu m. 58, aramayı hukuka aykırı kıldığı için bu suçun maddi unsuru gerçekleşmiş olur. 'Amirin emrini yerine getirme' (TCK m. 24/2), bu durumda bir hukuka uygunluk nedeni sayılamaz. Çünkü bu hukuka uygunluk nedeninin uygulanabilmesi için emrin 'yetkili bir merciden' verilmesi ve 'görev gereği yerine getirilmesinin zorunlu' olması gerekir. En önemlisi, TCK m. 24/3'e göre, 'konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.' Haksız arama, TCK'da tanımlanmış bir suç olduğu için, amirin (güvenlik şefi, başsavcılık yetkilisi vb.) bu yöndeki emri, konusu suç teşkil eden bir emirdir. Bu nedenle, emri uygulayan özel güvenlik görevlisi, cezai sorumluluktan kurtulamaz. Anayasa'nın 137. maddesi de bu ilkeyi teyit eder.