CMK m. 134/1, bilişim cihazlarında arama ve kopyalama için 'hakim kararı'nı zorunlu kılarken, CMK m. 135 telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesinde 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde' savcı kararına izin vermektedir. Kanun koyucunun, dijital delil elde etme konusunda neden daha sıkı bir güvence (mutlak hakim kararı) aradığını, her iki tedbirin müdahale ettiği temel haklar açısından karşılaştırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101040

Kanun koyucunun CMK m. 134'te daha sıkı bir güvence aramasının temel nedeni, bir bilişim cihazında (bilgisayar, telefon vb.) yapılan aramanın, telekomünikasyonun denetlenmesine kıyasla özel hayatın gizliliğine (Anayasa m. 20) ve haberleşme hürriyetine (Anayasa m. 22) çok daha geniş ve derin bir müdahale oluşturmasıdır. Karşılaştırma şu şekilde yapılabilir: **Müdahalenin Kapsamı:** İletişimin denetlenmesi (CMK m. 135), belirli bir zaman dilimindeki 'geleceğe yönelik' ve 'akmakta olan' iletişimi kapsar. Bilişim cihazında arama (CMK m. 134) ise, sadece gelecekteki değil, aynı zamanda cihazın kullanıldığı andan itibaren tüm 'geçmişi' kapsayan verilere erişim imkanı tanır. Bir akıllı telefon veya bilgisayar, kişinin sadece iletişimlerini değil; fotoğraflarını, videolarını, sağlık bilgilerini, finansal kayıtlarını, notlarını, konum bilgilerini, yani tüm dijital yaşamını ve mahremiyet alanını barındırır. Bu, çok daha kapsamlı bir müdahaledir. **Müdahalenin Niteliği:** İletişimin denetlenmesi daha çok 'dinleme' ve 'izleme' şeklinde pasif bir müdahale iken, bilişim cihazında arama, 'kopyalama', 'içeri girme', 'şifre çözme' gibi aktif ve müdahaleci işlemleri içerir. Bu nedenle kanun koyucu, özel hayatın bu en derin alanına yapılacak müdahale için, yürütmenin bir parçası olan savcının kararını yeterli görmemiş, yargısal bir güvence olan 'hakim kararı'nı mutlak bir ön şart olarak aramıştır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi savcıya yetki tanınmaması, bu alana verilen anayasal önemin bir göstergesidir.