Danıştay Onbirinci Dairesi'nin E:2005/4506 sayılı kararında, valilik onayı ile 'görevlendirilen' bir öğretmene, vekalet ettiği ilçe milli eğitim şube müdürlüğü için öngörülen zam ve tazminat farkının ödenmemesi işlemi hukuka uygun bulunmuştur. Bu kararın temel hukuki gerekçesi nedir? 'Vekaleten atama' (DMK m. 86) ile 'görevlendirme' arasındaki fark, zam ve tazminat ödemeleri açısından ne gibi sonuçlar doğurur?
Danıştay kararının temel hukuki gerekçesi, zam ve tazminat farkı gibi mali hakların doğabilmesi için yapılan işlemin hukuki niteliğinin kanunda aranan şartlara tam olarak uyması gerektiğidir. İlgili Bakanlar Kurulu Kararı (ve mevcut düzenlemeler), vekalet ücreti veya fark tazminatı ödenebilmesi için vekaletin, 657 sayılı DMK'nın 86. maddesine dayanılarak 'vekaleten atama' şeklinde yapılmış olmasını ve bu durumun onayda açıkça belirtilmesini şart koşmaktadır. 'Vekaleten atama', boş bir kadroya, o kadronun gerektirdiği şartları taşıyan bir memurun, asil atama yapılana kadar geçici olarak atanmasıdır ve daha resmi bir prosedürdür. 'Görevlendirme' ise (karardaki gibi 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na dayanan), bir memurun kendi kadrosu uhdesinde kalmak kaydıyla, geçici bir ihtiyacı karşılamak üzere başka bir işte çalıştırılmasıdır ve daha esnek bir idari işlemdir. Danıştay, davacının durumunun DMK m. 86 kapsamında bir 'vekaleten atama' değil, bir 'görevlendirme' olduğuna hükmetmiştir. Görevlendirme, vekaleten atamanın mali haklarını doğurmaz. Bu nedenle, davacı ilçe milli eğitim şube müdürlüğü görevini fiilen yürütse bile, işlemin hukuki niteliği kanunun aradığı 'vekaleten atama' olmadığı için, o kadroya ait özel hizmet tazminatı gibi farkları talep edemez. Bu karar, idari işlemin adının ve hukuki dayanağının, mali hakların kazanılmasındaki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.