Bir sanığın, müdafiinin veya kendisinin SEGBİS ile savunma yapmaya rıza göstermesi veya itiraz etmemesi, CMK m. 196/4'te aranan 'zorunluluk' şartını ortadan kaldırır mı? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/1410 E. sayılı kararında, sanığın itiraz etmemesinin 'zımni kabul' olarak değerlendirilmesi, CMK m. 196/4 hükmünün lafzı ve amacı ile ne ölçüde bağdaşmaktadır?
Hukuken, sanığın rıza göstermesi veya itiraz etmemesi 'zorunluluk' şartını ortadan kaldırmaz. CMK m. 196/4'ün lafzı, SEGBİS kullanımını sanığın rızasına değil, 'hakim veya mahkemenin zorunlu görmesine' bağlamıştır. Bu zorunluluk, objektif bir durumu ifade etmelidir (örneğin, sanığın başka bir ildeki cezaevinde bulunması nedeniyle getirilmesinin güvenlik riski taşıması, ciddi sağlık sorunları, salgın hastalık gibi). Sanığın rızası, bu objektif zorunluluk hali yoksa tek başına SEGBİS'i hukuka uygun hale getirmez. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/1410 E. sayılı kararında, zorunluluk nedeni gösterilmemesine rağmen sanığın itiraz etmemesinin 'zımni kabul' sayılması ve bu durumun bozma nedeni yapılmaması, kanunun lafzından ve amacından bir sapma olarak eleştirilebilir. Kanunun amacı, istisnai bir yöntem olan SEGBİS'in keyfi veya yaygın kullanımını önlemek, doğrudanlık ve yüz yüzelik ilkelerini korumaktır. Sanığın haklarından feragat ettiği veya zımnen kabul ettiği varsayımı, özellikle ceza yargılamasında temkinli yaklaşılması gereken bir durumdur. Sanık, SEGBİS'in aleyhine olabileceğini veya itiraz hakkı olduğunu bilmeyebilir. Bu nedenle, Yargıtay'ın bu kararı, kanunun emredici 'zorunluluk' şartını, sanığın pasif tutumuna dayalı bir 'zımni rıza' ile ikame ettiği için dogmatik açıdan tartışmalıdır. Daha isabetli olan yaklaşım, zorunluluk hali bulunmadıkça, sanık rıza gösterse bile SEGBİS'in uygulanmamasıdır.