Bakanların, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu m. 18'de sayılan 'yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri' kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ndeki hukuki statülerini (atanmaları, sorumlulukları) dikkate alarak tartışınız. TCK m. 6/1-c'deki 'kamu görevlisi' tanımı bu tartışmada belirleyici olabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101028

Bu konuda iki zıt görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre, yeni sistemde bakanlar TBMM içinden seçilmeyip doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanan, siyasi sorumlulukları olmayan ve Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olan teknokrat-yürütme görevlileridir. Bu nedenle 'yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri' tanımına daha çok yaklaşmışlardır. Bu görüş, TCK m. 6/1-c'deki geniş 'kamu görevlisi' tanımından da destek alabilir. İkinci ve daha isabetli olan görüşe göre ise bakanlar bu kapsamda değerlendirilemez. Çünkü: 1) TCK m. 6/1-c'deki tanım, ceza kanununun uygulanmasına özgüdür ve idare hukuku veya seçim hukuku statülerini doğrudan belirlemez. 2) Bakanların cezai sorumlulukları, 4483 sayılı Kanun'a tabi diğer kamu görevlilerinden farklı olarak, Anayasa m. 106'da özel olarak düzenlenmiştir. Bu özel statü, onları genel 'kamu görevlisi' tanımından ayırır. 3) Milletvekili Seçimi Kanunu m. 18'de, istifası gerekenler (yüksek yargı mensupları, öğretim üyeleri vb.) ayrıntılı olarak sayılırken, yürütmenin en tepesindeki bakanlara yer verilmemesi, onların bu kapsamda düşünülmediğini gösterir (zımni ret). 4) Anayasa'nın seçme ve seçilme hakkını düzenleyen hükmü temel bir haktır ve Anayasa m. 13'e göre bu hakka yönelik sınırlamaların kanunla açıkça yapılması gerekir. Kanunda açıkça 'bakanlar' denilmediği için, yorum yoluyla bu kapsama dahil edilemezler. Sonuç olarak, hukuki statülerindeki özel düzenlemeler ve kanunilik ilkesi gereği, bakanların 2839 sayılı Kanun m. 18 kapsamında sayılarak istifaya zorlanması hukuken mümkün görünmemektedir.