Terörle Mücadele Kanunu'na 6526 sayılı Kanunla eklenen Geçici Madde 14, özel yetkili ağır ceza mahkemelerini kaldırmış ve bu mahkemelerdeki derdest dosyaların, 'bulundukları aşamadan itibaren kovuşturmaya devam edilmek üzere' yetkili mahkemelere devredilmesini öngörmüştür. Bu 'bulundukları aşamadan devam etme' kuralının, Anayasa'nın 'kanuni hakim güvencesi' (m. 37) ve 'dürüst yargılanma hakkı' (m. 36) ilkeleri açısından yarattığı temel sorun nedir? Bu mahkemelerce yapılan usuli işlemlerin hukuki geçerliliği nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101017

Söz konusu düzenlemenin yarattığı temel sorun, birbiriyle çelişen iki durumu bir araya getirmesidir. Kanunun gerekçesinde, özel yetkili mahkemelerin (ÖYM) 'adil yargılanma konusunda büyük tartışmalara yol açtığı' ve 'özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verildiği' belirtilmektedir. Bu, zımnen bu mahkemelerin ve usullerinin sorunlu olduğunun kabulüdür. Ancak aynı kanun, bu sorunlu mahkemeler tarafından yapılan ve dürüst yargılanma hakkı ihlallerine yol açtığı iddia edilen tüm soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin geçerli olduğunu ve yargılamanın 'bulundukları aşamadan itibaren' devam edeceğini söylemektedir. Bu durum, 'kanuni hakim güvencesi' ve 'dürüst yargılanma hakkı' açısından şu sorunları yaratır: 1) **Tabii Hakim İlkesinin İhlali:** Suç işlendikten sonra kanunla mahkemenin değiştirilmesi, dosyaların başka mahkemelere devredilmesi, kişilerin kanunen tabi oldukları mahkeme önünden alınıp başka mahkemelere gönderilmesi, Anayasa m. 37'deki güvenceye aykırıdır. Kanun koyucu, hem bu mahkemeleri kurarak hem de kaldırarak bu ilkeyi ihlal etmiştir. 2) **Dürüst Yargılanma Hakkı Açısından Çelişki:** Eğer ÖYM'lerin usulleri adil yargılanmaya aykırı ise, bu usullere göre toplanan delillerin ve yapılan işlemlerin geçerliliği nasıl savunulabilir? 'Bulundukları aşamadan devam' kuralı, geçmişteki potansiyel hak ihlallerini meşrulaştırma ve yeni mahkemenin önüne 'zehirli ağacın meyveleri' ile dolu bir dosya koyma riski taşır. ÖYM'ler kaldırıldıkları ana kadar yasal bir dayanağa sahip oldukları için işlemleri 'yok' sayılamaz. Ancak bu işlemlerin her birinin, devralan mahkeme ve kanun yolları tarafından 'hukuka uygunluk' denetimine tabi tutulması, dürüst yargılanma hakkının bir gereğidir. Kural, bu denetimi engellememeli, aksine teşvik etmelidir. Özetle, düzenleme, ÖYM'lerin meşruiyetini sorgulayan gerekçesiyle, bu mahkemelerin işlemlerini geçerli sayan sonucu arasında bir gerilim yaratmaktadır.