İnsanlığa karşı suçlar (TCK m. 77) ile soykırım suçu (TCK m. 76) arasındaki temel fark, suçların manevi unsurları ve hedef aldıkları gruplar açısından nasıl ortaya çıkmaktadır? TCK m. 76'da aranan 'bir planın icrası suretiyle işlenmesi' unsurunun uluslararası düzenlemelerde bulunmamasının önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101007

İnsanlığa karşı suçlar ile soykırım suçu arasındaki temel fark, suçun işlenmesindeki özel kastta (manevi unsur) ve suçun yöneldiği mağdur grubunun niteliğinde yatmaktadır. **Soykırım Suçu (TCK m. 76):** Bu suçta failin özel kastı, 'milli, etnik, ırki veya dini bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak' amacıdır. Suç, belirli bir kimliğe sahip (milli, etnik, ırksal, dinsel) bir grubun fiziki veya biyolojik varlığını yok etmeye yöneliktir. **İnsanlığa Karşı Suçlar (TCK m. 77):** Bu suçta ise özel kast, 'siyasi, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak' belirli fiilleri (kasten öldürme, işkence, köleleştirme vb.) işlemektir. Burada amaç, belirli bir grubu yok etmekten ziyade, belirli saiklerle toplumun sivil bir kesimine karşı yaygın ve sistematik bir saldırı gerçekleştirmektir. Mağdur grup, soykırımdaki gibi daha dar ve özel tanımlanmamıştır; 'toplumun bir kesimi' ifadesi daha geniştir. TCK m. 76'da yer alan 'bir planın icrası suretiyle işlenmesi' unsuru, suçu daha dar bir alana hapsetmektedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü'nün 6. maddesinde veya Soykırım Sözleşmesi'nde böyle bir unsur aranmamaktadır. Bu fark, ulusal hukukun uluslararası hukuka göre soykırım suçunun oluşumunu daha zor bir koşula bağladığı anlamına gelir. Bu durum, Türkiye'nin soykırım suçunu kovuşturma yetkisini, bir planın varlığını ispat koşuluna bağlayarak daralttığı şeklinde bir eleştiriye neden olabilir.