'Vatana ihanet' kavramı, Anayasa m. 105/3'te Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu bağlamında geçmesine rağmen, Türk Ceza Kanunu'nda veya başka bir kanunda bu suçun tanımı ve unsurları yer almamaktadır. Bu durum, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'suçta ve cezada kanunilik' (nullum crimen sine lege) ilkesi açısından nasıl bir sorun teşkil etmektedir? Kavramın içeriği nasıl doldurulabilir?
Ceza hukukunun temel taşı olan 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi (Anayasa m. 38, TCK m. 2), bir fiilin suç sayılabilmesi ve karşılığında bir ceza verilebilmesi için o fiilin kanunda açıkça suç olarak tanımlanmasını gerektirir. Bu ilke, belirlilik, öngörülebilirlik ve kıyas yasağını içerir. Anayasa m. 105/3'te geçen 'vatana ihanet' kavramının herhangi bir kanunda tanımının yapılmamış olması, bu ilkeyle açıkça çelişmektedir. Bir suçun unsurları, maddi ve manevi öğeleri kanunla belirlenmeden, sadece anayasal bir kavram üzerinden bir kişiyi, özellikle de Cumhurbaşkanını yargılamak, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Kavramın içinin doldurulması konusunda metinde iki farklı yaklaşım tartışılmaktadır: 1) **Yargısal Yorum Yolu:** Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, Cumhurbaşkanını suçladığı fiillerin 'vatana ihanet' olup olmadığına kendisinin karar vereceği düşünülebilir. Ancak bu, yasama organının yargısal bir fonksiyon üstlenmesi ve kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelir. 2) **Kanuni Suçlarla İlişkilendirme:** Daha isabetli olan görüş, bu boşluğun TCK'da yer alan ve özü itibarıyla 'vatana ihanet' niteliği taşıyan suçlarla doldurulmasıdır. Metinde de belirtildiği gibi, TCK'nın İkinci Kitap, Dördüncü Kısım'da yer alan 'Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar' (m. 302-308), 'Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar' (m. 309-316) ve 'Milli Savunmaya Karşı Suçlar' (m. 317-325) gibi suçlar 'vatana ihanet' kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu dahi, hangi suçun veya suçların 'vatana ihanet' sayılacağına dair bir kanuni belirleme olmadığı için sorunu tam olarak çözmez. En doğru çözüm, 'vatana ihanet' suçunun tanım ve unsurlarının ya doğrudan Anayasa'da ya da bir ceza kanununda açıkça düzenlenmesidir.