5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi tutuklu sanığın kanun yoluna başvuru usulünü düzenlemektedir. Başka bir suçtan tutuklu bulunan sanığa verilen mahkumiyet kararında, bu özel başvuru yolunun (ceza infaz kurumu müdürüne beyan) hatırlatılmaması, CMK m. 40 açısından nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/3382 E. sayılı kararı bu durumu nasıl ele almıştır?
CMK m. 263/1, tutuklu sanığa, kanun yollarına başvurmak için ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunma veya dilekçe verme gibi ek bir kolaylık tanımaktadır. Bu, tutuklunun hak arama özgürlüğünü etkin bir şekilde kullanabilmesi için getirilmiş özel bir usuldür. Mahkumiyet kararında, başka bir suçtan dolayı tutuklu olduğu bilinen bir sanığa bu özel başvuru usulünün hatırlatılmaması, CMK m. 34/2 ve 232/6'da aranan 'başvuru şekillerinin açıkça gösterilmesi' yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir. Bu eksik bildirim, CMK m. 40/2 uyarınca sanığın süreyi kaçırmada 'kusursuz' sayılması sonucunu doğurur ve geçerli bir eski hale getirme nedeni oluşturur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/3382 E. sayılı kararında da bu durum ele alınmış ve sanığın CMK m. 263/1 uyarınca başvuru hakkının hatırlatılmaması nedeniyle eski hale getirme hakkı olduğu kabul edilmiştir. Ancak aynı kararda, sanığın sonradan tahliye olduğu ve engelin kalktığı bu tarihten itibaren CMK m. 41/1'de belirtilen 7 günlük süre içinde eski hale getirme talebinde bulunmadığı için talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Bu da göstermektedir ki, kanun yolu bildirimindeki eksiklik sanığa süresiz bir hak vermez; sadece süreyi kaçırmada kusursuz sayılmasını sağlar ve eski hale getirme talebi için sürenin, engelin ortadan kalkmasından (örneğin usulü öğrenmesinden veya tahliye olmasından) itibaren başlamasına neden olur.