AYM'nin bir ihlal kararı sonrası yapacağı yeniden yargılamada, derece mahkemesinin görevi her zaman önceki kararının 'aksi yönünde' bir karar vermek midir? 'Usuli bir eksiklikten' kaynaklanan ihlal ile 'kararın sonucundan' kaynaklanan ihlal ayrımını, *Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri* ile *Bejdar Ro Amed (2)* kararları ışığında açıklayınız.
Hayır, yeniden yargılama yapmakla görevli mahkemenin görevi her zaman önceki kararın aksi yönünde bir karar vermek değildir. Bu durum, AYM tarafından tespit edilen ihlalin niteliğine göre değişir. *Mehmet Doğan (GK)* kararında belirtildiği gibi ikili bir ayrım yapmak gerekir: 1) **İhlalin Kararın Sonucundan Kaynaklandığı Haller:** Bu durumlarda AYM, esasa girerek yapılan müdahalenin (örneğin bir mahkumiyet kararının) demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmadığı sonucuna varmıştır. Örneğin, *Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri* kararında AYM, akademisyenlerin imzaladığı bildirinin terör propagandası suçunu oluşturmadığını, mahkumiyetin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini tespit etmiştir. Bu durumda AYM, müdahalenin kendisinin haksız olduğuna karar vermiştir. Dolayısıyla, yeniden yargılama yapacak mahkeme, önceki kararının aksi yönünde (beraat gibi) bir karar vererek ihlali gidermek zorundadır. 2) **İhlalin Usuli Bir Eksiklikten Kaynaklandığı Haller:** Bu durumlarda AYM, esasa girip müdahalenin haklı olup olmadığını değerlendirmez; yalnızca yargılama sürecindeki bir usuli eksikliğe (örneğin yetersiz gerekçe, tanık dinletmeme) işaret eder. Örneğin, *Bejdar Ro Amed (2)* başvurusunda AYM, hükümlüye bir dokümanın verilmemesi kararının gerekçesiz olduğunu tespit etmiş, ancak dokümanın verilip verilmemesi gerektiği konusunda bir sonuca varmamıştır. Bu tür bir ihlal kararından sonra yeniden yargılama yapan mahkeme, AYM'nin belirttiği usuli eksikliği (örneğin, ilgili ve yeterli bir gerekçe yazarak) giderdikten sonra, önceki kararıyla aynı veya farklı bir sonuca varabilir. Mahkemenin takdir yetkisi devam eder, ancak bu takdir yetkisini usule uygun kullanmak zorundadır.