Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bir hak ihlali tespiti sonrası verdiği 'yeniden yargılama' kararı ile usul kanunlarında düzenlenen 'yargılamanın yenilenmesi' kurumu arasındaki temel farklar nelerdir? Derece mahkemesinin AYM'nin yeniden yargılama kararına karşı 'hukuki yarar yoktur' gerekçesiyle direnme hakkı var mıdır?
AYM'nin 6216 sayılı Kanun m. 50/2 uyarınca verdiği 'yeniden yargılama' kararı ile CMK ve HMK'da düzenlenen 'yargılamanın yenilenmesi' kurumları arasında önemli farklar bulunmaktadır: 1) **Karar Mercii ve Takdir Yetkisi:** Yargılamanın yenilenmesi talebini değerlendirme ve kabul edip etmeme yetkisi, talebi alan derece mahkemesine aittir. Mahkeme, kanunda sayılan sebeplerin (örneğin yeni delil, sahte belge) varlığını ve yargılamanın yenilenmesinde hukuki yarar olup olmadığını takdir eder. AYM'nin 'yeniden yargılama' kararında ise bu takdir yetkisi derece mahkemesinde değildir. Yeniden yargılama yapılması gerekliliğini bizzat AYM tespit eder ve bu karar derece mahkemesi için bağlayıcıdır. 2) **Başvuru ve Süreç:** Yargılamanın yenilenmesi, tarafın talebiyle başlar. AYM'nin yeniden yargılama kararı ise mahkemeye resen yargılamaya başlama yükümlülüğü getirir. Tarafın talep etmesi için ise bir süre şartı yoktur. 3) **Sebep:** Yargılamanın yenilenmesi sebepleri usul kanunlarında sınırlı sayıda sayılmıştır. Yeniden yargılama sebebi ise Anayasa'da güvence altına alınmış bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edilmiş olmasıdır. Bu bağlamda, derece mahkemesinin AYM'nin yeniden yargılama kararına karşı 'hukuki yarar yoktur' veya 'sonuç değişmez' (Bkz. *Ali Oğuz (2)* kararı) gibi gerekçelerle direnme hakkı yoktur. AYM kararları Anayasa m. 153 uyarınca yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar. Derece mahkemesi, AYM'nin ihlal kararında belirttiği ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakla yükümlüdür.