Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/764 E. sayılı kararında, hasar bedelinin 'hesaplamaya dayalı olmayıp maktuen tayin edilmesi' ve tamirat süresinin 'her bir hasar kalemi için öngörülen tamirat sürelerinin toplamı üzerinden' hesaplanması, raporun denetime elverişli olmaması olarak kabul edilmiştir. Bu durum, HMK m. 279/2'de yer alan hangi unsurların ihlali anlamına gelir? Bir bilirkişi raporunun 'denetime elverişli' olmasının kriterleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100996

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin söz konusu kararı, HMK m. 279/2'de yer alan 'gerekçe' ve 'varılan sonuçlar' unsurlarının ihlal edildiğine işaret etmektedir. Bir bilirkişi raporunun 'denetime elverişli' olmasının temel kriterleri şunlardır: 1) **Gerekçeli Olma:** Rapor, ulaştığı sonuçları soyut bir şekilde belirtmemeli, bu sonuçlara hangi bilimsel, teknik veya özel bilgiye dayalı verilerle, hangi hesaplama yöntemleriyle ulaştığını adım adım ve açıkça göstermelidir. 'Maktuen' (götürü) bedel tespiti, bu gerekçelendirme yükümlülüğünün ihlalidir. 2) **Somut Verilere Dayanma:** Rapor, 'kanaatimce', 'tahminimce' gibi soyut ifadeler yerine, somut ve objektif verilere (piyasa rayiçleri, birim fiyat listeleri, teknik ölçümler vb.) dayanmalıdır. 3) **Anlaşılabilirlik:** Rapor, hukuki veya teknik uzmanlığı olmayan taraflar ve hakim tarafından anlaşılabilecek bir dilde yazılmalı, kullanılan terimler açıklanmalıdır. 4) **Tutarlılık:** Rapor kendi içinde çelişkiler barındırmamalıdır. Sorudaki olayda, tamirat süresinin, farklı kalemlerin aynı anda tamir edilip edilemeyeceği değerlendirilmeden mekanik olarak toplanması, raporun hayatın olağan akışına ve mantığa uygunluk açısından denetlenebilirliğini ortadan kaldırmakta ve gerekçesini zayıflatmaktadır. Dolayısıyla, bir raporun denetime elverişli olması, varılan sonucun nasıl ve neden bulunduğunun akılcı ve somut verilerle açıklanmasına bağlıdır. Bu da HMK m. 279/2'deki 'gerekçe' unsurunun temelini oluşturur.