HMK m. 279/2, bir bilirkişi raporunda bulunması gereken unsurları saymaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/19919 E. sayılı kararında, bilirkişilerden birinin imzasının eksik olması nedeniyle raporun hükme esas alınamayacağına ve yeniden rapor alınması gerektiğine hükmedilmiştir. Bu kararın, HMK'nın 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' (HMK m. 198) ilkesi ile ilişkisini tartışınız. Mahkeme, imzası eksik bir raporu, diğer delillerle desteklendiği kanaatiyle hükmüne esas alabilir miydi?
HMK m. 279/2, bilirkişi raporunda 'bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir' diyerek imzayı raporun geçerliliği için şekli bir zorunluluk olarak öngörmüştür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/19919 E. sayılı kararı, bu şekil şartının yokluğunu, raporu usulüne uygun olmaktan çıkaran ve hükme esas alınmasını engelleyen mutlak bir bozma nedeni olarak görmüştür. Bu yaklaşım, 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesiyle (HMK m. 198) bir çelişki değil, o ilkenin sınırlarını belirleyen bir uygulama olarak görülmelidir. Delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi, hakime kanuna uygun olarak toplanmış ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş delilleri takdir etme yetkisi verir. Bir delil, kanunun aradığı asgari şekil şartlarını taşımıyorsa, 'hukuka aykırı delil' veya 'usulüne uygun olmayan delil' haline gelir ve serbestçe değerlendirme kapsamının dışına çıkar. Bilirkişi raporu bir takdiri delil olmakla birlikte, kanun koyucu HMK m. 279'da bu delilin nasıl oluşturulacağına dair emredici kurallar koymuştur. İmza, raporun aidiyetini ve bilirkişinin rapordaki görüşleri benimsediğini teyit eden temel bir unsurdur. İmza eksikliği, raporun hukuki varlığını sakatlar. Bu nedenle mahkeme, diğer delillerle desteklendiği kanaatinde olsa bile, böylesine temel bir usuli eksikliği olan bir raporu doğrudan hükmüne esas alamazdı. Bu durum, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'usulüne uygun delil elde etme' prensibinin bir gereğidir. Mahkemenin yapması gereken, Yargıtay'ın da belirttiği gibi, usulüne uygun yeni bir rapor alarak kararını bu yeni ve geçerli delile dayandırmaktır.