Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda (TCK m. 209/1) 'teşebbüs' hangi hallerde mümkün olabilir? Kağıdın 'verilme nedeninden farklı olarak doldurulmasıyla' suçun tamamlandığı kabul edildiğine göre, doldurma eylemine başlanıp bitirilememesi durumunda teşebbüs hükümleri uygulanabilir mi? Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararları ışığında tartışınız.
TCK m. 209/1'e göre suç, 'verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi' denilerek, doldurma eyleminin tamamlanmasıyla oluşur. Bu suç, bir netice suçu değil, sırf hareket suçudur. Doldurulan belgenin kullanılması veya bir hukuki sonuç doğurması, suçun tamamlanması için şart değildir. Teşebbüs, TCK m. 35 uyarınca, failin suçun icra hareketlerine başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır. Bu bağlamda, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda teşebbüs mümkündür. Örneğin, fail, kendisine teslim edilen imzalı boş kağıdı anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurmaya başlamışken (örneğin, alacak miktarını yazarken) bir başkasının odaya girmesiyle eylemini yarıda bırakmak zorunda kalırsa, suç teşebbüs aşamasında kalmış olur. Burada önemli olan, failin doldurma kastıyla icra hareketlerine başlamış olmasıdır. Sağlanan metinlerdeki Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararlarında (örneğin 2020/5298 E. veya 2019/8710 E.) genellikle suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı ve ispatı tartışılmakla birlikte, teşebbüse ilişkin içtihatlar, suçun hareket unsurlarının bölünebilirliği ölçüsünde teşebbüsün mümkün olduğunu kabul eder. Yani, doldurma eylemi parçalara ayrılabiliyorsa ve fail bu parçalardan birini gerçekleştirirken engellenirse teşebbüsten söz edilebilir.