TCK m. 209/1 kapsamında açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun ispatı konusunda, Yargıtay'ın 24/03/1989 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın getirdiği temel kural nedir? HMK m. 203'te sayılan istisnalar, bu kuralın ceza yargılamasındaki uygulanmasını nasıl etkiler? Açıklayınız.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 24/03/1989 tarih ve 1988/1-1989/2 sayılı kararına göre, açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının tanıkla ispatı mümkün olmayıp, mutlaka yazılı delille ispat edilmesi zorunludur. Bu kural, ceza yargılamasında da uygulanmaktadır. Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 203, senetle ispat zorunluluğunun istisnalarını düzenlemektedir. Bu istisnalar arasında altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler arasındaki işlemler; hukuki işlemlerde irade bozukluğu (hata, hile, ikrah) ve aşırı yararlanma iddiaları gibi durumlar yer alır. Ceza yargılamasında, TCK m. 209/1'e dayanan bir iddiada, eğer taraflar arasında HMK m. 203 kapsamında sayılan bir ilişki varsa veya bir irade bozukluğu iddiası mevcutsa, Yargıtay'ın katı 'yazılı delil' kuralı esnetilebilir ve iddianın tanık dahil her türlü delille ispatı mümkün hale gelebilir. Örneğin, kardeşine boş senet veren bir kişinin, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını tanıkla ispatlaması HMK m. 203/1-a uyarınca mümkün olabilecektir. Dolayısıyla HMK m. 203'teki istisnalar, ceza yargılamasında da dikkate alınarak ispat rejimini etkiler.