Elbirliği mülkiyetine tabi bir adi ortaklığın, üçüncü bir kişiye karşı açacağı bir alacak davasında, ortaklardan sadece birinin dava açması ve diğer ortağın yargılama sırasında davaya 'muvafakat' (onay) vermemesi durumunda, mahkeme nasıl bir karar vermelidir? Bu durum, 'taraf ehliyeti' mi yoksa 'dava takip yetkisi' eksikliği midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100453

Bu durum, 'aktif dava takip yetkisi' eksikliğidir ve mahkemenin, davayı esasa girmeden 'usulden reddetmesi' gerekir. Hukuki süreç şöyledir: Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Bu nedenle, ortaklığın kendisi davacı olamaz. Davacı, ortaklığı oluşturan gerçek veya tüzel kişilerdir. Elbirliği mülkiyeti kuralları gereği, ortaklığın bir hakkını (alacağını) dava etmek, bir tasarruf işlemi sayılır ve tüm ortakların birlikte hareket etmesini (oybirliği) gerektirir. Bu, 'aktif dava arkadaşlığı'nın zorunlu olduğu bir durumdur. Bir ortağın tek başına dava açması mümkündür, ancak bu bir 'dava takip yetkisi' eksikliği yaratır. Mahkeme, bu eksikliği fark ettiğinde davayı hemen reddetmez. Metindeki Yargıtay 15. HD kararına (K.2019/4285) göre, mahkeme davacıya, diğer ortağın davaya 'muvafakatini' (onayını) sunması veya TMK m.640'a kıyasen ortaklığa bir temsilci atanmasını sağlaması için kesin bir süre vermelidir. Eğer verilen bu kesin süre içinde diğer ortağın muvafakati alınamaz veya temsilci atanmazsa, 'dava takip yetkisi' eksikliği giderilememiş olur. Bu durumda mahkeme, davanın esasına giremez ve davayı, dava şartı yokluğu nedeniyle 'usulden reddetmek' zorundadır. Bu, 'taraf ehliyeti' eksikliği değildir, çünkü ortakların her birinin taraf ehliyeti vardır; sorun, davayı tek başına yürütme (takip) yetkilerinin olmamasıdır.