TMK m.702/4, 'ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir' hükmünü amirdir. Bir mirasçının, terekeye ait bir taşınmazdaki kiracının kira bedelini ödememesi üzerine, tek başına bu kiracıya karşı 'kira alacağının tahsili' için dava veya icra takibi başlatması, bu hüküm kapsamında bir 'koruma eylemi' olarak kabul edilebilir mi? Yoksa bu bir 'tasarruf işlemi' midir?
Bu konu, Yargıtay içtihatlarında tartışmalı olmakla birlikte, genel eğilim bu tür bir eylemin 'koruma eylemi' sınırlarını aştığı ve tereke üzerinde bir 'yönetim veya tasarruf işlemi' niteliği taşıdığı yönündedir. Ayrım şu mantığa dayanır: 1) Koruma Eylemi: Terekenin malvarlığının azalmasını veya bir hakkın kaybını önlemeye yönelik acil ve zorunlu tedbirlerdir. Örnekler; zamanaşımı süresi dolmak üzere olan bir alacak için dava açmak (diğerlerinin onayı sonradan alınmak üzere), mala yapılan fiili bir saldırıyı (el atmayı) önlemek, bozulacak bir malı satmak. Bu eylemler, terekenin mevcut durumunu korumaya yöneliktir. 2) Yönetim/Tasarruf İşlemi: Terekenin malvarlığı üzerinde hukuki bir değişiklik yaratan veya tereke adına yeni bir hak veya yükümlülük doğuran işlemlerdir. Kira bedelinin tahsili, terekenin aktifine yeni bir değer katmaya yönelik bir 'yönetim' işlemidir. Bu işlem, terekenin gelirlerini toplamayı içerir ve oybirliği gerektirir. Yargıtay, bir mirasçının tek başına kira alacağı için icra takibi başlatamayacağına veya dava açamayacağına, bu işlemler için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya terekeye bir temsilci atanması gerektiğine karar vermektedir. Çünkü alacağın tahsili ve paranın kime, nasıl ödeneceği gibi konular tüm mirasçıları ilgilendiren ve ortak karar gerektiren bir yönetim faaliyetidir. Dolayısıyla, bu durum TMK m.702/4 kapsamında bir koruma eylemi sayılmaz.