Bir ceza davasında, birden fazla tanığın dinlendiği, ancak sadece bir tanığın beyanının mahkumiyet hükmüne esas alındığı bir durumda, heyet değişikliği yaşanmışsa, 'doğrudan doğruyalık' ilkesi açısından sadece mahkumiyete esas alınan o kilit tanığın mı yeni heyet tarafından yeniden dinlenmesi gerekir, yoksa tüm tanıkların mı? Usul ekonomisi bu konuda nasıl bir rol oynar?
Bu durumda, 'doğrudan doğruyalık' ilkesinin ve 'usul ekonomisi' ilkesinin bir dengesi gözetilmelidir. Kural olarak, adil yargılanma hakkının tam olarak tesis edilmesi için ideal olan, tüm tanıkların yeni heyet tarafından dinlenmesidir. Ancak bu, yargılamayı aşırı derecede uzatabilir. AYM ve İHAM içtihatları, bu konuda daha pratik ve odaklanmış bir yaklaşım benimsemektedir. Buna göre, yeni heyetin yeniden dinlemesi gereken tanıklar, öncelikle 'mahkumiyet hükmünde belirleyici olan' ve 'güvenilirlikleri konusunda ciddi bir tartışma bulunan' tanıklardır. Eğer bir tanığın beyanı, sanığın mahkumiyetinin ana dayanağını oluşturuyorsa (kilit tanık) ve savunma tarafı bu tanığın yalan söylediği, çelişkili beyanlarda bulunduğu veya taraflı olduğu yönünde somut itirazlar ileri sürmüşse, bu tanığın yeni heyet tarafından mutlaka yeniden dinlenmesi gerekir. Diğer tanıkların beyanları, sadece olayın yan unsurlarını aydınlatıyorsa veya mahkumiyet kararında belirleyici bir rol oynamıyorsa, bu tanıkların yeniden dinlenmesinden, usul ekonomisi gereği vazgeçilebilir. Yeni heyet, bu tanıkların beyanlarını tutanaktan okuyarak değerlendirebilir. Kısacası, ilkenin uygulanmasında bir önceliklendirme yapılır; belirleyici ve tartışmalı delillerle doğrudan temas esastır.