Müteahhidin ayıptan doğan sorumluluğunda, yirmi yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin (TBK m.478) uygulanabilmesi için aranan 'ağır kusur' kavramı, depremde yıkılan bir bina bağlamında nasıl yorumlanmalıdır? Sadece standartlara aykırılık ağır kusur sayılır mı?
TBK m.478, yüklenicinin (müteahhidin) ayıbı 'ağır kusuru' ile gizlemesi halinde, normalde 5 yıl olan zamanaşımı süresinin 20 yıla uzayacağını düzenler. Depremde yıkılan bir bina bağlamında 'ağır kusur' kavramı geniş yorumlanmalıdır. Ağır kusur, hukuken 'herkesin göstermesi gereken en temel özen ve dikkatin bile gösterilmemesi' halidir. Deprem bağlamında ağır kusur sayılabilecek haller şunlardır: 1) Projeye Kasten Uymama: Taşıyıcı sistemde (kolon, kiriş) projeye bariz ve kasti olarak aykırı imalatlar yapılması. 2) Standart Dışı ve Kalitesiz Malzeme Kullanımı: Beton kalitesinin olması gerekenin çok altında olması, nervürsüz (düz) inşaat demiri kullanılması, deniz kumu veya yıkanmamış agrega kullanılması gibi imalatlar. 3) Temel İmalat Hataları: Demir donatısının eksik veya yanlış bağlanması (etriye sıklaştırmasının yapılmaması gibi). Sadece standartlara basit bir aykırılık değil, binanın taşıyıcı sisteminin güvenliğini temelden etkileyen, mesleğin en temel kurallarının ihlal edildiği bu tür durumlar, 'ağır kusur' olarak kabul edilir. Bu fiiller aynı zamanda ayıbın 'gizlenmesi' niteliğindedir, çünkü bir alıcının bunları dışarıdan bakarak anlaması mümkün değildir. Dolayısıyla, bu tür temel mühendislik ve imalat hatalarının varlığı, müteahhidin sorumluluğunun 20 yıllık zamanaşımına tabi olmasını sağlar. Bu, özellikle eski binalardaki gizli ayıplar için alıcıları koruyan çok önemli bir hükümdür.