Depremde yıkılan bir binanın müteahhidi hakkında açılan ceza davasında, müteahhidin binayı 'depreme dayanıklı' şeklinde ilanlarla satması, ancak inşaatta deniz kumu gibi kalitesiz malzeme kullandığının tespit edilmesi, kusurun türünün (olası kast/bilinçli taksir) belirlenmesinde nasıl bir rol oynar?
Bu durum, müteahhidin kusurunun 'bilinçli taksir'den 'olası kast'a doğru yoğunlaştığını gösteren çok önemli bir karinedir. Ayrım şu şekilde yapılır: 1) Bilinçli Taksir: Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ancak şansına, ustalığına veya başka etkenlere güvenerek 'gerçekleşmeyeceği inancıyla' hareket eder. 2) Olası Kast: Fail, neticenin gerçekleşmesini muhtemel olarak öngörür ve bu sonucu 'kabullenerek', 'olursa olsun' diyerek hareket eder. Binayı 'depreme dayanıklı' diye pazarlaması, müteahhidin deprem riskini bildiğini, bu konuda bir taahhütte bulunduğunu ve alıcıları bu yönde yanılttığını gösterir. Buna rağmen, maliyeti düşürmek için bilerek ve isteyerek deniz kumu gibi aşındırıcı ve taşıma kapasitesi düşük bir malzeme kullanması, onun sadece bir 'özen eksikliği' içinde olmadığını, aksine binanın yıkılması ve insanların ölmesi gibi muhtemel bir sonucu göze aldığını, umursamadığını ve kabullendiğini gösterir. Bu, 'gerçekleşmeyeceğine güvendim' savunmasını zayıflatır ve 'olursa olsun' mantığıyla hareket ettiği, yani olası kastla davrandığı yönündeki iddiayı kuvvetlendirir. Dolayısıyla, bu aldatıcı pazarlama faaliyeti, müteahhidin sübjektif (manevi) unsurunun olası kast olarak değerlendirilmesinde mahkeme için önemli bir delil teşkil edecektir.