CMK m.127/3 uyarınca, hakim kararı olmaksızın (savcı veya kolluk amiri emriyle) yapılan bir elkoyma işleminin, 24 saat içinde hakim onayına sunulması zorunluluğu, hangi anayasal hakkın güvencesidir? Onay için hakime tanınan 48 saatlik sürenin başlangıç anı nedir ve bu sürenin aşılmasının sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100439

Bu zorunluluk, öncelikle Anayasa'nın 20. maddesindeki 'özel hayatın gizliliği' ve 21. maddesindeki 'konut dokunulmazlığı' ile dolaylı olarak da 35. maddesindeki 'mülkiyet hakkı'nın güvencesidir. Elkoyma, kişinin malvarlığına ve özel alanına yönelik ciddi bir müdahaledir. Bu müdahalenin, yürütme organının (savcı, kolluk) tek taraflı bir kararıyla kalıcı hale gelmesini önlemek ve en kısa sürede bir 'yargısal denetime' tabi tutmak amacıyla hakim onayı mekanizması getirilmiştir. Anayasa m.21/2'de ve CMK m.127/3'te belirtildiği gibi, hakimin kararını vermesi için öngörülen 48 saatlik sürenin başlangıç anı, elkoyma emrinin verildiği veya uygulandığı an değil, 'elkoymanın yapıldığı' andır. Yani, kolluğun fiilen eşyaya el koyduğu saat ve dakika esastır. Bu 24 ve 48 saatlik süreler, hak düşürücü sürelerdir. Savcılık, elkoyma işleminden itibaren 24 saat içinde dosyayı hakim onayına sunmazsa veya hakim, elkoymadan itibaren 48 saat içinde bir karar (onama veya ret) vermezse, 'elkoyma kendiliğinden kalkar'. Bu, el konulan eşyanın derhal sahibine iade edilmesi gerektiği anlamına gelir. Bu katı süreler, keyfi elkoymaları önlemeyi ve temel haklara yönelik müdahaleleri en kısa sürede yargısal güvenceye bağlamayı amaçlar.