Bir trafik kazasında yaralanan kişinin, tedavi gördüğü kamu hastanesindeki doktorun kişisel kusuru (haksız fiil) nedeniyle zarara uğradığını düşünelim. Bu kişinin, hem doktora karşı adli yargıda tazminat davası, hem de hastane idaresine karşı idari yargıda hizmet kusuruna dayalı tam yargı davası açması (davaların birleştirilmesi) mümkün müdür? Yargı yollarının ayrılığı ilkesi bu duruma nasıl bir çözüm getirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100437

Hayır, aynı olaydan kaynaklansa bile bu iki davanın birleştirilmesi veya aynı anda farklı yargı kollarında birlikte yürütülmesi kural olarak mümkün değildir. 'Yargı yollarının ayrılığı' ilkesi, adli ve idari yargının görev alanlarının birbirinden kesin çizgilerle ayrılmasını ve her yargı kolunun kendi alanına giren uyuşmazlıklara bakmasını gerektirir. Olayda iki farklı hukuki sebep ve iki farklı davalı vardır: 1) Doktora Karşı Dava: Bu davanın hukuki sebebi, doktorun 'kişisel kusuruna' dayalı 'haksız fiil'idir. Davalı, doktorun kendisidir. Görevli yargı yolu 'adli yargı'dır (Asliye Hukuk Mahkemesi). 2) İdareye Karşı Dava: Bu davanın hukuki sebebi, hastanedeki organizasyon bozukluğu, personel eksikliği, denetim yetersizliği gibi 'hizmet kusuru'dur. Davalı, ilgili kamu idaresidir (Sağlık Bakanlığı veya Üniversite Rektörlüğü). Görevli yargı yolu 'idari yargı'dır (İdare Mahkemesi). Davacı, bu iki yoldan birini tercih etmek zorundadır. Eğer her iki yola da başvurursa, mahkemelerden biri 'derdestlik' veya 'yargı yolu uyuşmazlığı' nedeniyle bekleme kararı verebilir veya davalardan birinin reddine karar verilebilir. Genellikle, zararın hem kişisel kusurdan hem de hizmet kusurundan kaynaklandığı durumlarda, davacının idareye karşı tam yargı davası açması daha avantajlı olabilir. Çünkü idarenin ödeme gücü daha yüksektir ve idare, ödediği tazminatı daha sonra kusurlu personele rücu etme imkanına sahiptir.