Bir trafik kazasında, hem sürücünün alkollü olması hem de yaya olan mağdurun kusurlu bir davranışının (örneğin aniden yola atlaması) kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu bir durumda, sürücünün cezai sorumluluğu nasıl belirlenir? 'Objektif isnadiyet' teorisi bu tür durumlarda nasıl bir çözüm sunar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100433

Bu durumda sürücünün cezai sorumluluğu, 'nedensellik bağı' ve 'objektif isnadiyet' kriterleri çerçevesinde belirlenir. Sürücünün alkollü araç kullanması, hukuka aykırı ve risk yaratan bir davranıştır. Mağdurun aniden yola atlaması da kazanın meydana gelmesine katkıda bulunan bir başka nedendir. Ceza hukukunda neticenin faile yüklenebilmesi için, failin hareketi ile netice arasında sadece doğal bir nedensellik bağı olması yetmez, aynı zamanda neticenin faile 'objektif olarak isnat edilebilir' olması gerekir. Objektif isnadiyet teorisi, bu tür durumlarda şu soruları sorar: 1) Fail, hukuken onaylanmayan, tehlikeli bir risk mi yaratmıştır? (Evet, alkollü araç kullanmak böyle bir risktir). 2) Bu risk, somut olaydaki neticede (kazada) gerçekleşmiş midir? 3) Netice, normun koruma alanının dışında mıdır? İşte bu noktada, mağdurun ağır kusurlu davranışı (beklenmedik bir şekilde, kaçınma imkanı bırakmayacak şekilde yola atlaması) devreye girer. Eğer mağdurun bu davranışı, 'sonradan araya giren ve tek başına neticeyi meydana getirmeye yeterli, atipik (olağan dışı) bir neden' ise, bu durum sürücünün yarattığı risk ile netice arasındaki 'objektif isnadiyet bağını' kesebilir. Yani, 'alkolsüz ve dikkatli bir sürücünün bile bu kazayı önlemesinin mümkün olmadığı' sonucuna varılırsa, sürücü alkollü olmasına rağmen ölüm veya yaralanma neticesinden sorumlu tutulmayabilir; sadece alkollü araç kullanma kabahatinden/suçundan (KTK m.48 veya TCK m.179) cezalandırılır. Eğer mağdurun kusuru isnadiyeti tamamen kesmiyor ancak katkıda bulunuyorsa, bu durum cezanın belirlenmesinde (TCK m.22/4) dikkate alınabilir.