Tapu sicilinin 'hatalı kadastro tespiti' nedeniyle yanlış oluşturulması sonucu bir kişinin mülkiyet hakkını kaybetmesi durumunda, bu zararın tazmini için açılacak davanın hukuki dayanağı nedir ve görevli yargı kolu hangisidir? Metindeki Yargıtay 20. Hukuk Dairesi kararının (K:2016/7218) bu konudaki analizini açıklayınız.
Bu durumda zararın tazmini için açılacak davanın hukuki dayanağı, Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesidir. Bu madde, 'Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur' hükmünü amirdir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına ve metindeki 20. Hukuk Dairesi kararına göre, 'tapu sicili' kavramı geniş yorumlanmalı ve sadece tapu müdürlüğündeki tescil işlemlerini değil, sicilin oluşum aşaması olan 'kadastro tespiti' işlemlerini de kapsamalıdır. Hatalı bir kadastro tespiti, en başından 'yolsuz bir sicil' oluşmasına neden olduğu için, bundan doğan zararlardan da Devlet, TMK m.1007'ye göre kusursuz olarak sorumludur. Bu sorumluluğa dayalı olarak açılacak tazminat davasında görevli yargı kolu ise 'adli yargı'dır. Her ne kadar kadastro idari bir işlem olsa da, TMK m.1007 özel bir hukuki sorumluluk hali düzenlemiştir ve bu maddeye dayalı davaların adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) görüleceği Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından istikrarlı bir şekilde kabul edilmektedir. Dolayısıyla, davacının talebi idari bir işlemin iptali değil, tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan zararın özel hukuk kurallarına göre tazmini olduğundan, görevli mahkeme adli yargıdır.