Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen bir kararda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sunduğu 'tebliğname'nin hukuki niteliği ve bağlayıcılığı nedir? Bir ceza dairesinin, tebliğnameye aykırı bir karar vermesi mümkün müdür ve bu durumda sanık veya katılanın başvurabileceği bir yol var mıdır?
Tebliğname, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, temyiz incelemesine konu olan bir ceza davası dosyası hakkında, hukuki görüşünü ve talebini (onama, bozma, düzelterek onama gibi) içeren bir belgedir. Hukuki niteliği, bir 'mütalaa' veya 'görüş'tür. Tebliğname, dosyayı inceleyecek olan ilgili Yargıtay ceza dairesi için 'bağlayıcı değildir'. Daire, tebliğnamedeki görüşe katılmak zorunda değildir ve tamamen aksi yönde bir karar verebilir. Bu durum, Yargıtay dairelerinin hakimlik vasfının ve bağımsızlığının bir gereğidir. Bir ceza dairesinin, tebliğnameye aykırı bir karar vermesi (örneğin, tebliğnamede bozma istenmesine rağmen onama kararı vermesi) mümkündür ve sıkça rastlanan bir durumdur. Bu durumda sanık veya katılanın başvurabileceği özel ve etkili bir yol, metinde de belirtilen CMK m.308'dir. Taraflar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak, dairenin Başsavcılık görüşüne aykırı olarak verdiği kararın 'düzeltilmesini' talep edebilirler. Başsavcılık, kendi görüşüyle çelişen bu karara karşı, daire nezdinde itiraz yetkisini kullanabilir. Bu, tebliğnamenin bağlayıcı olmamasının yarattığı boşluğu dolduran önemli bir denetim ve güvence mekanizmasıdır.