Mirasçılardan birinin, diğer mirasçılara karşı terekeye dahil bir taşınmazla ilgili olarak 'el atmanın önlenmesi' davası açması durumunda, 'elbirliği mülkiyeti' kuralları nasıl uygulanır? Metinde geçen Yargıtay uygulamasını, 'zorunlu dava arkadaşlığı' ilkesi açısından yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100413

Normalde, üçüncü bir kişiye karşı açılacak 'el atmanın önlenmesi' davasında, mirasçılardan biri TMK m.702/4 uyarınca tek başına hareket edebilir. Ancak, dava yine mirasçılardan birine karşı açılıyorsa, durum farklılaşır. Bu durumda, elbirliği mülkiyeti nedeniyle mirasçılar arasında 'zorunlu dava arkadaşlığı' bulunmaktadır. Ancak, tüm davacıların ve tüm davalıların aynı kişiler olması mantıksal olarak mümkün olmadığından, Yargıtay uygulaması bu kuralı pratik bir şekilde yorumlamıştır. Metinde belirtildiği gibi, 'Ortakların birbirlerine karşı açmak mecburiyetinde oldukları davalarda ise birlikte hareket etmelerine ya da ortaklığa temsilci tayinine gerek yoktur.' Bunun anlamı şudur: Hakkının ihlal edildiğini düşünen bir veya birkaç mirasçı, haksız el atmada bulunduğunu iddia ettikleri diğer mirasçı veya mirasçılara karşı, kendi adlarına dava açabilirler. Bu durumda, davacı olmayan ve davalı da olmayan diğer 'pasif' mirasçıların davaya dahil edilmesine veya terekeye temsilci atanmasına gerek yoktur. Çünkü dava, miras ortaklığının kendi iç ilişkisinden kaynaklanmaktadır ve uyuşmazlık sadece davanın tarafları olan mirasçılar arasında çözülecektir. Bu, zorunlu dava arkadaşlığı kuralının, ortaklığın iç ilişkilerinden doğan davalarda uygulanamayacağına dair mantıksal bir istisnadır.