Mirasbırakan, mirasçılarından birine olan borcunu ödemek amacıyla ona bir taşınmazını satsa, ancak tapuda gösterilen satış bedeli taşınmazın gerçek değerinin altında kalsa, diğer mirasçılar bu işleme karşı muris muvazaası davası açabilir mi? 'Karma bağış' kavramı bu durumda nasıl bir rol oynar?
Bu durumda muris muvazaası iddiası ileri sürülebilir, ancak sonucun belirlenmesi murisin gerçek iradesinin tespitine bağlıdır. Eğer murisin temel amacı gerçekten borcunu ödemekse ve aradaki değer farkı makul seviyede ise, mal kaçırma kastının olmadığı kabul edilerek dava reddedilebilir. Ancak, eğer borç miktarı çok düşük, devredilen malın değeri ise çok yüksekse ve murisin asıl amacının borç ödeme bahanesiyle o mirasçıya karşılıksız bir kazandırmada bulunmak (yani mal kaçırmak) olduğu anlaşılırsa, işlem muvazaalı kabul edilebilir. Bu noktada 'karma bağış' kavramı devreye girer. Karma bağış, bir satış sözleşmesinde satış bedelinin, gerçek değerin önemli ölçüde altında belirlenmesi ve tarafların aradaki farkı bağışlama iradesi taşıması durumunda söz konusu olur. Muris muvazaası bağlamında, eğer muris hem borcunu ödemeyi hem de kalan kısmı mirasçısına bağışlamayı amaçlamışsa, işlem 'gizli bir karma bağış' olarak nitelendirilebilir. Bu durumda, işlemin bağış sayılan kısmı için diğer mirasçıların tenkis davası açma hakkı doğar. Ancak eğer murisin amacı tamamen mal kaçırmak ise ve borç ödeme sadece bir kılıf ise, işlem tamamen muvazaalı kabul edilerek tapu iptaline karar verilebilir. Mahkeme, murisin asıl iradesini (borç ödeme mi, mal kaçırma mı) somut olayın özelliklerine göre belirleyecektir.