Muris muvazaası davasında, taşınmazı muvazaalı olarak devralan kişinin bu taşınmazı 'iyi niyetli' bir üçüncü kişiye devretmesi halinde, mirasçıların hukuki olanakları nelerdir? TMK m.1023'ün rolünü ve mirasçıların 'tazminat' talebinin hukuki temelini izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100395

Muvazaalı işlemle taşınmazı devralan kişi, bu taşınmazı daha sonra tapu siciline güvenerek hareket eden 'iyi niyetli' bir üçüncü kişiye satarsa, TMK m.1023'ün 'tapu siciline güven ilkesi' uyarınca bu iyi niyetli üçüncü kişinin mülkiyet kazanımı korunur. 'İyi niyetli' olmak, önceki işlemin muvazaalı olduğunu bilmemek ve bilebilecek durumda olmamak anlamına gelir. Bu durumda, mirasçıların iyi niyetli üçüncü kişiye karşı 'tapu iptal ve tescil davası' açma imkanı ortadan kalkar. Ancak mirasçıların hakları tamamen ortadan kalkmaz. Hukuki olanakları, taleplerini 'ayni' (mülkiyet) talepten 'şahsi' (tazminat) talebe dönüştürmektir. Mirasçılar, malı kötü niyetle devredip kendilerini zarara uğratan ilk devralan kişiye (mirasçı veya üçüncü kişi) karşı, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak bir 'tazminat davası' açabilirler. Bu davada talep edilecek tazminat miktarı, genellikle taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği tarihteki gerçek (rayiç) değeridir. Metindeki Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararı (E:2014/16286) da bu durumu teyit ederek, üçüncü kişiye satılan pay yönünden tazminata karar verilmesini isabetli bulmuştur.