Kovuşturma aşamasında, mahkemenin 'canlı/yüz yüze teşhis' imkanı varken bu yola gitmeyip, sadece soruşturma aşamasındaki fotoğraf teşhisi ile yetinerek mahkumiyet kararı vermesi, Yargıtay içtihatlarına göre nasıl bir usuli hata teşkil eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100387

Bu durum, Yargıtay içtihatlarına göre 'eksik kovuşturma' ve 'eksik araştırma' sonucu verilen hukuka aykırı bir karar olarak kabul edilir ve bozma nedenidir. Bunun temel gerekçeleri şunlardır: 1) Delillerin Hiyerarşisi ve Güvenilirliği: Ceza muhakemesinde deliller arasında teorik bir hiyerarşi olmasa da, pratik olarak bazı deliller diğerlerinden daha güvenilir kabul edilir. Duruşmada, hakimin huzurunda, tarafların katılımıyla yapılacak bir 'canlı/yüz yüze teşhis', sadece dosyadaki bir tutanaktan ibaret olan 'fotoğraftan teşhis'e göre çok daha üstün ve güvenilir bir delildir. Canlı teşhis, 'doğrudan doğruyalık' ilkesine hizmet ederken, fotoğraftan teşhis dolaylı bir delildir. 2) Savunma Hakkı: Duruşmada yapılacak bir canlı teşhis veya yüzleştirme, sanığa ve müdafiine, teşhiste bulunan tanığa/mağdura doğrudan soru sorma, beyanlarının güvenilirliğini test etme ve çelişkileri ortaya çıkarma imkanı tanır. Bu, savunma hakkının ve 'çelişmeli yargılama' ilkesinin bir gereğidir. 3) Maddi Gerçeğe Ulaşma: Mahkemenin görevi, maddi gerçeği tüm şüphelerden arınmış bir şekilde ortaya çıkarmaktır. Canlı teşhis gibi daha güvenilir bir delil elde etme imkanı varken, daha az güvenilir olan ve soruşturma aşamasında kalmış bir delille yetinmek, mahkemenin bu görevini eksik yerine getirdiği anlamına gelir. Metindeki Yargıtay 2. Ceza Dairesi kararları (K.2021/4589, K.2019/17075) da, bu gibi durumlarda yüzleştirme ve teşhis yaptırılmadan karar verilmesinin eksik araştırma olduğunu ve bozmayı gerektirdiğini açıkça belirtmektedir.