Bir ceza davasında, soruşturma aşamasında usulüne aykırı (örneğin tek fotoğrafla) yapılmış bir teşhis tutanağının delil değeri nedir? Yargılama aşamasında mağdurun, karakoldaki teşhisini doğrulamasına rağmen duruşmada sanığı kesin olarak tanıyamadığını beyan etmesi halinde mahkeme nasıl bir karar vermelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100386

Soruşturma aşamasında usulüne aykırı (PVSK Ek-6'ya aykırı) yapılmış bir teşhis tutanağı, 'hukuka aykırı delil' niteliğindedir ve kural olarak tek başına mahkumiyete esas alınamaz. Metindeki Yargıtay 17. Ceza Dairesi kararı (K.2017/1809) bu durumu teyit etmektedir. Yargılama aşamasında mağdurun, daha önceki bu usulsüz teşhisi doğrulaması ancak duruşmada yüz yüze geldiği sanığı kesin olarak tanıyamadığını söylemesi, mahkumiyet için gereken kesin ve inandırıcı delil standardını sarsar. Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: 1) Delillerin Çelişkisini Değerlendirme: Mahkeme, mağdurun beyanları arasındaki bu çelişkiyi gidermeye çalışmalıdır. Mağdura çelişkinin sebebi sorulmalı, aradan geçen zamanın etkisi, soruşturmadaki olası yönlendirmeler gibi hususlar aydınlatılmalıdır. 2) Diğer Delilleri Araştırma: Dava dosyasında, bu çelişkili teşhis beyanı dışında sanığın suçluluğunu destekleyen başka, bağımsız ve hukuka uygun delillerin (kamera kaydı, parmak izi, başka tanık beyanları vb.) olup olmadığı titizlikle araştırılmalıdır. 3) 'Şüpheden Sanık Yararlanır' İlkesi: Eğer usulsüz teşhis tutanağı ve çelişkili mağdur beyanı dışında sanığın mahkumiyetine yetecek, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı başka bir delil elde edilemezse, mahkeme 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) ilkesi gereğince sanığın beraatine karar vermek zorundadır. Sadece usulsüz bir teşhise ve sonradan tereddütlü hale gelen bir beyana dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz.