'Aleyhe bozma yasağı' ilkesinin, CMK m.265'te düzenlenen 'Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı' ile ilişkisini, savcının hem lehe hem de aleyhe kanun yoluna başvurma yetkisi açısından analiz ediniz. Bu durum, savcının 'kamu adına hareket etme' rolüyle nasıl bağdaşır?
CMK m.265, aleyhe bozma yasağının Cumhuriyet savcısının başvurularındaki etkisini düzenler ve savcının ikili rolünü yansıtır. 1) Savcının Aleyhe Başvurusu: Savcı, mahkumiyet kararını yetersiz bulup daha ağır bir ceza verilmesi veya beraat kararının kaldırılıp mahkumiyet verilmesi için sanık aleyhine kanun yoluna başvurabilir. Bu durumda, aleyhe bozma yasağı işlemez ve üst mahkeme sanığın durumunu daha da ağırlaştırabilir. Bu, savcının 'kamu adına iddia makamı' olma rolünün bir gereğidir. 2) Savcının Lehe Başvurusu: Savcı, mahkemenin kararının sanık açısından haksız veya hukuka aykırı olduğunu düşünerek, sanık lehine de kanun yoluna başvurabilir. Örneğin, beraat etmesi gereken bir sanığa mahkumiyet verildiğini veya cezasının fazla tayin edildiğini düşünebilir. Bu durumda, CMK m.265'in son cümlesi uyarınca, aleyhe bozma yasağı tam olarak uygulanır ve yeniden verilecek hüküm öncekinden ağır olamaz. Bu ikili yetki, savcının sadece bir iddia makamı olmadığını, aynı zamanda 'adaletin gerçekleşmesini' ve 'maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını' gözeten, bu kapsamda sanığın lehine olan hususları da dikkate almak zorunda olan bir kamu görevlisi olmasıyla bağdaşır. Savcı, hem kamu menfaatini hem de hukukun doğru uygulanmasını korumakla yükümlüdür.