Zorunlu aşı uygulaması konusunda yeni bir kanun çıkarılması halinde, bu kanunda aşıdan kaynaklanabilecek olası zararlara (yan etkilere) ilişkin devletin sorumluluğunun nasıl düzenlenmesi, 'sosyal risk' ilkesi ve 'kusursuz sorumluluk' teorileri açısından en hakkaniyetli çözüm olurdu?
Zorunlu aşı uygulaması, bireylere kamu sağlığı adına bir yükümlülük getirmektedir. Bu durumda, aşıdan kaynaklanabilecek menfi sonuçların (ciddi yan etkiler, kalıcı hasarlar vb.) sadece bireyin üzerinde bırakılması hakkaniyete aykırı olur. Bu nedenle, çıkarılacak yeni bir kanunda devletin sorumluluğunun, 'sosyal risk' ilkesine dayalı bir 'kusursuz sorumluluk' rejimi olarak düzenlenmesi en hakkaniyetli çözüm olurdu. 'Sosyal risk' ilkesi, toplumun genelini korumak için yapılan bir faaliyetten (zorunlu aşılama gibi) kaynaklanan zararların, yine toplumun tamamı tarafından (devlet aracılığıyla) karşılanması gerektiğini ifade eder. Bu durumda, aşıdan zarar gören kişinin, devletin (Sağlık Bakanlığı'nın) veya aşı üreticisinin kusurunu ispatlamasına gerek kalmamalıdır. Zarar ile aşı uygulaması arasındaki uygun 'illiyet bağı'nın kurulması, tazminat için yeterli olmalıdır. Bu, bir nevi 'tehlike sorumluluğu'dur. Devlet, toplum adına bireyi bir riske maruz bıraktığı için, bu riskin gerçekleşmesi halinde sonuçlarına da katlanmalıdır. Böyle bir düzenleme, hem vatandaşların aşıya olan güvenini artıracak hem de olası mağduriyetleri en adil şekilde giderecektir.