Bir depremde yıkılan binanın enkazı, delil tespiti ve toplama işlemleri tamamlanmadan belediye tarafından kaldırılırsa, bu durumun ceza davasının seyri üzerindeki etkileri nelerdir? CMK m.160 ve 'delillerin karartılması' suçu (TCK m.281) açısından bir değerlendirme yapınız.
Enkazın deliller toplanmadan kaldırılması, ceza davasının seyrini temelden etkiler ve maddi gerçeğe ulaşmayı imkansız hale getirebilir. CMK m.160, Cumhuriyet savcısının bir suç şüphesini öğrenir öğrenmez derhal işin gerçeğini araştırmaya ve şüphelinin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri toplamaya başlamasını emreder. Deprem sonrası yıkılan bir binanın enkazı, suçun en önemli delilidir. Buradan alınacak beton ve demir numuneleri, binanın projeye ve standartlara uygun yapılıp yapılmadığını, malzeme kalitesini, kusurun kimde olduğunu ortaya çıkaracak yegane kanıtlardır. Enkazın bu işlemler yapılmadan kaldırılması: 1) Delillerin Yok Edilmesi: Müteahhidin, yapı denetçisinin veya diğer sorumluların kusurunu ispatlayacak delilleri ortadan kaldırır. Bu durumda, sorumlular aleyhine mahkumiyet kararı verilmesi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği imkansız hale gelebilir. 2) Sorumluların Cezai Sorumluluğu: Enkazı kaldıran belediye yetkilileri veya bu talimatı veren diğer kişiler, eğer delilleri yok etme kastıyla hareket etmişlerse, TCK m.281'de düzenlenen 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçunu işlemiş olurlar. Ayrıca, bu eylemleriyle asıl suçun (taksirle/olası kastla öldürme) faillerine yardım ettikleri için iştirak hükümleri de tartışılabilir. Sonuç olarak, bu durum hem asıl faillerin cezasız kalmasına hem de delilleri karartanlar için yeni bir cezai sorumluluk doğmasına yol açar.