İmar Kanunu'nun 32. maddesine eklenen ve Bakanlığa, belediyelerce zamanında yıkılmayan yapıları yıkma yetkisi veren hükmü (7221/10 md.), 'yetkide paralellik' ilkesi ve idarenin bütünlüğü ilkesi açısından analiz ediniz. Bu durumda Bakanlığın yıkım masraflarını %100 fazlasıyla ilgili idareden tahsil etmesi bir cezai şart mıdır, yoksa bir rücu mekanizması mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100362

İmar Kanunu m.32'ye eklenen bu hüküm, yerel yönetimlerin görevlerini ihmal etmesi durumunda merkezi idarenin ikame (yerine geçme) yetkisini düzenlemektedir. Bu durum 'yetkide paralellik' ilkesine bir istisna teşkil eder; normalde yetki yerel idarede iken, belirli şartlar altında (karar almamak veya uygulamamak) merkezi idareye geçmektedir. Bu, 'idarenin bütünlüğü' ve 'vesayet denetimi' ilkelerinin bir yansımasıdır; merkezi idare, kamu düzeni ve güvenliği için yerel idarenin eylemsizliğini telafi etmektedir. Bakanlığın yıkım maliyetlerini %100 fazlasıyla ilgili idareden tahsil etmesi, hem bir rücu mekanizması hem de bir idari yaptırım (cezai şart) niteliği taşır. Maliyetlerin kendisinin tahsili bir rücu işlemidir. Ancak '%100 fazlası' kısmı, görevi ihmal eden idareye yönelik caydırıcı bir mali yaptırım, bir nevi cezai şart niteliğindedir. Bu, idareleri görevlerini zamanında yapmaya teşvik etmeyi amaçlayan bir usuldür.