İmar Kanunu'nun 32. maddesine eklenen ve Bakanlığa, belediyelerce zamanında yıkılmayan yapıları yıkma yetkisi veren hükmü (7221/10 md.), 'yetkide paralellik' ilkesi ve idarenin bütünlüğü ilkesi açısından analiz ediniz. Bu durumda Bakanlığın yıkım masraflarını %100 fazlasıyla ilgili idareden tahsil etmesi bir cezai şart mıdır, yoksa bir rücu mekanizması mıdır?
İmar Kanunu m.32'ye eklenen bu hüküm, yerel yönetimlerin görevlerini ihmal etmesi durumunda merkezi idarenin ikame (yerine geçme) yetkisini düzenlemektedir. Bu durum 'yetkide paralellik' ilkesine bir istisna teşkil eder; normalde yetki yerel idarede iken, belirli şartlar altında (karar almamak veya uygulamamak) merkezi idareye geçmektedir. Bu, 'idarenin bütünlüğü' ve 'vesayet denetimi' ilkelerinin bir yansımasıdır; merkezi idare, kamu düzeni ve güvenliği için yerel idarenin eylemsizliğini telafi etmektedir. Bakanlığın yıkım maliyetlerini %100 fazlasıyla ilgili idareden tahsil etmesi, hem bir rücu mekanizması hem de bir idari yaptırım (cezai şart) niteliği taşır. Maliyetlerin kendisinin tahsili bir rücu işlemidir. Ancak '%100 fazlası' kısmı, görevi ihmal eden idareye yönelik caydırıcı bir mali yaptırım, bir nevi cezai şart niteliğindedir. Bu, idareleri görevlerini zamanında yapmaya teşvik etmeyi amaçlayan bir usuldür.