Paylı mülkiyete konu bir taşınmaz hakkında verilen yıkım kararının tebligatının tüm maliklere yapılması zorunluluğunun hukuki temelini, 'savunma hakkı' ve 'hukuki dinlenilme hakkı' ilkeleri açısından değerlendiriniz. Sadece bir malike yapılan tebligatla işleme devam edilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?
Paylı mülkiyete konu bir taşınmaz hakkında verilen yıkım kararının tüm paydaşlara tebliğ edilmesi zorunluluğu, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı' ve onun temel unsurları olan 'savunma hakkı' ile 'hukuki dinlenilme hakkı'ndan kaynaklanır. Yıkım kararı, her bir paydaşın mülkiyet hakkını doğrudan ve geri dönülemez şekilde etkileyen ağır bir idari işlemdir. Her paydaşın, bu işleme karşı yasal süresi içinde itiraz etme, idare mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açma hakkı vardır. Bu haklarını kullanabilmeleri için, öncelikle aleyhlerine tesis edilen bu işlemden usulüne uygun olarak haberdar edilmeleri, yani kararın kendilerine tebliğ edilmesi gerekir. Sadece bir paydaşa yapılan tebligatla işleme devam edilmesi, diğer paydaşların savunma ve dava açma haklarını fiilen ortadan kaldırır. Bu durum, hem idari işlemin 'şekil' unsurunu sakatlar hem de temel hakların ihlaline yol açar. Diğer paydaşlar, kendilerine tebligat yapılmadığını ve bu nedenle dava açma sürelerinin başlamadığını ileri sürerek, süreye tabi olmaksızın işlemin iptali için dava açabilirler.