Metinde bahsedilen 'coğrafi teminat' kavramının, ceza yargılamasında 'doğrudan doğruyalık' ilkesinin hayata geçirilmesiyle olan ilişkisini açıklayınız. Bu güvencenin olmaması, ilkenin uygulanmasını nasıl zorlaştırmaktadır?
'Coğrafi teminat', hakimlerin ve savcıların kendi istekleri dışında veya kanunda belirtilen çok istisnai haller (disiplin cezası, kadro kaldırılması vb.) dışında başka bir yere atanamaması, görev yerlerinin değiştirilememesi anlamına gelen bir 'hakimlik teminatı' ilkesidir. Bu ilke, hakimin bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumayı amaçlar. Bu güvencenin 'doğrudan doğruyalık' ilkesiyle doğrudan bir ilişkisi vardır. Coğrafi teminatın tam olarak uygulandığı bir sistemde, bir davaya bakmaya başlayan hakimin, o davayı makul bir sürede bitirene kadar görev yerinde kalması beklenir. Bu da, davanın başından sonuna kadar aynı hakim veya heyet tarafından yürütülmesini, dolayısıyla delillere doğrudan temas eden hakimle kararı veren hakimin aynı kişi olmasını büyük ölçüde sağlar. Metnin son sözünde de belirtildiği gibi, coğrafi teminatın olmaması veya zayıf olması, hakimlerin sık sık yer değiştirmesine (tayin, terfi vb. nedenlerle) yol açmaktadır. Bu durum, uzun süren davalarda mahkeme heyetlerinin defalarca değişmesine ve 'doğrudan doğruyalık' ilkesinin fiilen uygulanamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla coğrafi teminat, doğrudan doğruyalık ilkesinin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için gerekli olan altyapıyı ve kurumsal güvenceyi oluşturur.