İHAM ve AYM içtihatlarına göre, delillere doğrudan temas etmeyen bir mahkemenin, delillere doğrudan temas eden önceki bir mahkemenin verdiği 'beraat' kararını bozarak 'mahkumiyet' kararı vermesi neden adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir?
Bu durum, adil yargılanma hakkının ve özellikle 'doğrudan doğruyalık' ile 'silahların eşitliği' ilkelerinin ciddi bir ihlali olarak kabul edilir. Gerekçeleri şunlardır: 1) Delil Değerlendirmesindeki Üstünlük: Sanığı ve tanıkları bizzat dinleyen, onların davranışlarını gözlemleyen ve delilleri doğrudan değerlendiren ilk mahkemenin, delillerin güvenilirliği konusunda daha üstün bir konumda olduğu kabul edilir. Bu mahkemenin, sanığın masumiyetine kanaat getirerek verdiği beraat kararı, güçlü bir karinedir. 2) Dolaylı Değerlendirme: Delillere doğrudan temas etmeyen, sadece dosya üzerinden veya tutanakları okuyarak karar veren ikinci bir mahkemenin (örneğin istinaf veya bozma sonrası yargılama yapan mahkeme), ilk mahkemenin ulaştığı kanaatin aksine bir sonuca varması, maddi gerçeğin dolaylı bir değerlendirmeye dayandırılması anlamına gelir. Bu, özellikle tanık beyanlarının güvenilirliğinin merkezi bir rol oynadığı davalarda son derece sakıncalıdır. Metinde de belirtilen İHAM ilkelerine göre, bir mahkemenin suçsuz bulduğu bir sanığın, delillere doğrudan temas etmeyen başka bir mahkeme tarafından suçlu bulunması, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedeler. Bu nedenle, beraat kararını kaldırıp mahkumiyet hükmü kuracak olan mahkemenin, kural olarak, kararına dayanak yapacağı delillere (özellikle tanıklara) doğrudan temas etmesi gerekir.