TCK m.168'de düzenlenen etkin pişmanlık hükmü, sadece zararın giderilmesini mi yoksa failin 'bizzat pişmanlık göstermesi'ni de arar mı? Uygulamanın bu konudaki yaklaşımını ve metinde yer alan eleştiriyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100351

TCK m.168'in lafzı, 'failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı... gidermesi' ifadesini kullanır. Bu, kanun koyucunun sadece maddi bir edim olan zararın giderilmesini değil, aynı zamanda manevi bir unsur olan 'pişmanlığı' da aradığını gösterir. Failin, suçtan dolayı üzüntü duyduğunu ve pişman olduğunu samimi bir şekilde beyan etmesi beklenir. Ancak, metinde de belirtildiği gibi, uygulama genellikle bu 'pişmanlık gösterme' unsurunu göz ardı edip, daha çok zararın fiilen giderilip giderilmediğine odaklanmaktadır. Yani, fail suçunu ikrar etmese veya pişman olduğunu söylemese bile, zararı (veya zararın bir kısmını mağdurun rızasıyla) gidermesi halinde etkin pişmanlık indirimi uygulanmaktadır. Metinde bu durum, 'kanunilik' ilkesi açısından eleştirilmektedir. Kanunun lafzı açıkça 'etkin pişmanlık' ararken, uygulamanın bunu sadece 'zararın tazmini'ne indirgemesinin doğru olmadığı savunulmaktadır. Buna karşın, malvarlığına karşı suçlarda önceliğin mağdurun zararının giderilmesi olduğu ve bu amaca hizmet eden her türlü giderimin teşvik edilmesi gerektiği de karşı bir argüman olarak sunulabilir.