Bir mahkemenin, HMK'nın öngördüğü dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme ve tahkikat aşamalarını usulüne uygun işletmeden doğrudan karar vermesi, hangi temel usul ilkelerini ve hakları ihlal eder? Metindeki Yargıtay kararlarından örneklerle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100346

Mahkemenin, HMK'da belirtilen aşamaları (dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat) atlayarak doğrudan karar vermesi, başta 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m.27) ve 'adil yargılanma hakkı' olmak üzere birçok temel usul ilkesini ihlal eder. Metindeki Yargıtay kararlarında bu durum sıkça vurgulanmıştır: 1) Dilekçelerin Karşılıklı Verilmesi (HMK m.126-136): Bu aşama tamamlanmadan karar verilmesi, tarafların iddia ve savunmalarını tam olarak sunma ve birbirlerinin argümanlarına cevap verme hakkını ortadan kaldırır. Yargıtay 2. HD (E:2016/20219) kararında, birleşen boşanma davası dilekçesi diğer tarafa tebliğ edilmeden hüküm kurulması bozma sebebi sayılmıştır. 2) Ön İnceleme (HMK m.137-142): Bu aşama, uyuşmazlık konularının netleştirildiği, delillerin sunulması için hazırlık yapıldığı ve sulh imkanının araştırıldığı kritik bir evredir. Ön inceleme yapılmadan tahkikata geçilemez. Yargıtay 8. HD (E:2017/16071) kararında, dilekçeler teatisi tamamlanmadan ve ön inceleme yapılmadan dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırı bulunmuştur. 3) Tahkikat (HMK m.143 vd.): Delillerin toplandığı ve tartışıldığı bu aşamaya geçilmeden karar verilmesi, 'ispat hakkı'nın ihlalidir. Bu usuli aşamaların atlanması, yargılamanın temel yapı taşlarını yok saymak anlamına gelir ve verilen hükmün esastan incelenmeksizin usulden bozulmasına neden olur.