Elbirliği mülkiyetine tabi bir terekeye dahil olan taşınmaz hakkında, mirasçılardan birinin tek başına 'el atmanın önlenmesi' davası açması ile 'tapu iptali ve tescil' davası açması arasında, taraf teşkili ve dava ehliyeti bakımından nasıl bir fark vardır? Yargıtay'ın 11.10.1982 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu konudaki rolünü açıklayınız.
Bu iki dava türü arasında taraf teşkili bakımından önemli bir fark bulunmaktadır. 1) El Atmanın Önlenmesi Davası: TMK m.702/4'e göre, ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir ve bu korumadan tüm ortaklar yararlanır. El atmanın önlenmesi davası, bu tür bir 'koruma eylemi' olarak kabul edilir. Bu nedenle, mirasçılardan biri, diğer mirasçıların rızasını veya katılımını aramaksızın, terekeye ait bir mala yapılan haksız el atmayı önlemek için tek başına dava açabilir. Davanın kabul edilmesi halinde tüm ortaklar bu sonuçtan yararlanır. 2) Tapu İptali ve Tescil Davası: Bu dava, bir koruma eylemi değil, tereke malı üzerinde bir 'tasarruf işlemi' niteliğindedir. Bu nedenle, elbirliği mülkiyetinin temel kuralı olan 'oybirliği' ile hareket etme zorunluluğu (TMK m.702/2) geçerlidir. Mirasçılardan biri tek başına tapu iptali ve tescil davası açabilir, ancak davaya devam edebilmesi için diğer tüm mirasçıların davaya onay (icazet) vermesi veya TMK m.640 uyarınca terekeye bir temsilci atanarak davanın onun aracılığıyla yürütülmesi gerekir. Metinde atıf yapılan 11.10.1982 tarihli İBK, bu usulü yerleşik hale getirmiştir. Taraf teşkili sağlanmadan (tüm mirasçılar davada yer almadan veya onayları alınmadan) davanın esasına girilerek karar verilemez.