Mirasbırakanın, tapulu bir taşınmazını 'satış' yerine 'ölünceye kadar bakma sözleşmesi' veya 'mal değişimi (trampa) sözleşmesi' ile devretmesi durumunda muris muvazaası iddiası ileri sürülebilir mi? Bu tür sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığını belirlerken mahkemenin hangi kriterleri gözetmesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100316

Evet, ileri sürülebilir. 1974 tarihli İBK doğrudan satış işlemlerini konu alsa da, Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla muvazaanın ölünceye kadar bakma veya trampa gibi ivazlı (karşılıklı) görünen diğer sözleşmeler aracılığıyla da yapılabileceğini kabul etmektedir. Bu tür sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığını belirlerken mahkemenin temel kriteri, sözleşmenin gerçekten ivazlı olup olmadığını ve murisin gerçek amacını araştırmaktır. 1) Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde: Bakım borçlusunun gerçekten murise bakıp bakmadığı, bakım ve gözetim edimini yerine getirip getirmediği araştırılır. Eğer fiili bir bakım yoksa ve sözleşme sadece mal devri için bir kılıf olarak kullanılmışsa, muvazaadan söz edilebilir. Ancak, devredilen malın değeri ile sağlanan bakım arasında aşırı bir orantısızlık olması tek başına muvazaa kanıtı değildir. 2) Mal Değişimi (Trampa) Sözleşmesinde: Değişime konu olan malların sözleşme tarihindeki gerçek değerleri karşılaştırılır. Eğer değerler arasında makul bir denge varsa ve murisin malvarlığında bir eksilme olmamışsa, mal kaçırma amacı olmadığı kabul edilir. Ancak, murisin değerli bir taşınmazına karşılık çok değersiz bir mal alması, işlemin aslında bağış amacını gizleyen muvazaalı bir trampa olduğunu gösterebilir. Her iki durumda da belirleyici olan, murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olup olmadığıdır.