Muris muvazaası davasında ispat yükü kime aittir ve mirasçılar bu iddialarını ispatlarken hangi tür delillere dayanabilirler? Yargıtay'ın muvazaanın varlığını değerlendirirken dikkate aldığı olgusal karineler nelerdir?
Muris muvazaası davasında ispat yükü, iddiada bulunan davacı mirasçıya aittir. Ancak mirasçılar, bu davada murisin halefi değil, hakları ihlal edilen üçüncü kişi konumunda oldukları için, iddialarını HMK'daki katı delil kurallarına (senetle ispat gibi) tabi olmaksızın, tanık dahil her türlü delille ispatlayabilirler. Muvazaa, gizli bir anlaşma olduğu için doğrudan ispatı genellikle zordur. Bu nedenle Yargıtay, bir dizi olgusal karinenin varlığını araştırmaktadır. Metinde de belirtildiği gibi, bu karinelerden bazıları şunlardır: 1) Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimler. 2) Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı (paraya ihtiyacı var mıydı?). 3) Davalı yanın (malı devralanın) alış gücünün (mali durumunun) olup olmadığı. 4) Satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki bariz fark. 5) Taraflar (muris ve devralan) ile diğer mirasçılar arasındaki beşeri ilişki (bir mirasçıyı diğerine tercih etme eğilimi). Mahkeme, bu gibi olguları bir bütün olarak değerlendirerek murisin asıl iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olup olmadığına karar verir.